23 Ekim 2016

BULDUM


CAHİLİYE DÖNEMİ

Bir süredir karşımda duruyordu
Görüyordu ama farketmiyordu göz

Sanki bir örtü çekilmiş de
Sanki kalın cidarlar örülmüş de

Önüne ve ardına
Biliyordu ama hissetmiyordu yüz

Loş bir geçmişe düşen başıboşluk
Yitip giden uzun çalkantılar

Kirli sularda körleşen zihin
Ve yüz göz oldukça gerilen kaslar

Sonunda
Bıraktım bütün tiryakilikleri geride

Hani büyüsü bitmemiş gecelerde
Çok derinlerde ve az içerlerde
Tam kalbe yakın, kendi izbe yerlerde

Ararsın ya bazı soruların cevabını
Hiç anlamak istemezken hem de

Galiba buldum...

Çünkü ben saklandığım köhne mezardan
Yaşama doğru büsbütün ve dosdoğru doğdum

GÖRÜŞ GÜNÜ

Miladi takvimin başladığı zamana denk düşer
Evvela heyecanlı sesini duymam

Bir kitapçının üst katında
Sayfaların ve paragrafların altında

Dedim ya
Galiba buldum...

Önden zaruri sözler
Girişte koyu bir boya çalınan muhabbet
Ani gelişip kontra çoğalan cümleler

Bir ara
Hafif bir temas ve temaşa

Ara sıra
İnce bir telaş ve kargaşa

Ve sonra
Şimdi pek hatırlayamadığım birkaç adım daha

Gelmişiz
Gelinmesi gereken yere

Kalmışız
Birkaç gün kadar beraber

Belki de
Orada tanıdık biz birbirimizi

Belki de
Orada ısındık biz birbirimize

Belki de
Orada kopamadık biz birbirimizden

Ne varsa orada yaşandı ilk
Ne varsa oradan dağıldı evlerine

KARŞI

Ben bir gün bir vapura bindim
Getir götür işlerinde mahir

Beni sorgu sualsiz karşıya götürüyordu
Bizi yerli yersiz karşı karşıya getiriyordu

Niye yoktun bunca sene diye seslendim

Kendi kendime, herhalde içimden
Sana yahut vapura

Hatrı sayılır bir itiraz olmadı hiçbirimizden

Korktum,
İnkar ettim, kabul ettim, itiraf ettim

Gel zaman git zaman
Alıştım kendi kendime, herhal içime
Sana ve vapura

Bizi biz eden daracık sokaklara
Hep bize açılan çat kapılara

Düştüm,
Belimden tuttu

Kalktım,
Elinden tuttum

Güldüm, ağladım, acıktım, doydum

Dedim ya
Nihayet buldum...

Gözlüğünün arkasında
Kimselerin keşfetmediği o güvenli limanı

DENİZ TUTMASI

Yorgun, yenik ve yaralı
Kaygı çökmüştü üzerine
Kucakladım seni

Haklarını ve kadını
Dava yüklemişti omzuna
Tanıdım seni

Buralardan gitmek gerekiyordu
Saatler öylece donakaldı
Erteledim seni

Karanlığını gördüm anadan üryan
Gölgene hevesle oturdum
Sevdim seni

En uzun gündüzden bir güneş önce
Ekine ve tütüne elveda derken
Karşıladım seni

Aynı şeylerden bahsettik aynı tonla
Farklı bir tutumla anlattık farklı şeyleri
Öğrendim seni

Benzer yanlarımız daha bir benzedi
Ayrı yönlerimiz daha bir ayrılırken
Öptüm seni

Ben bir vapura binmiştim ya
İşte tam da orada deniz tuttu beni

Taşıdı bana minik dalgalarıyla
Kolilere sığan bir küçük tarihi

Taşındı bana
Ve getirdi beni kuşlarla dolu bir adaya

Dedim ya
Buldum

s
e
n
i

23 Ekim 2016

Eren Loğoğlu