02 Haziran 2010

Bıkmadan Cesc Markajına Devam



Barça resmi transfer teklifinde bulundu, Arsenal kabul etmedi. Pazarlık mı yoksa gerçekten satmak istemiyorlar mı, zaman gösterecek. Fabregas bir gün mutlaka Barça'ya dönecek, bunu çok istiyor, biliyor da ancak doğru zaman mı değil mi şüpheleri vardır elbet. Cesc form düşüklüğü ve ciddi bir sakatlık yaşamadığı sürece Arsenal'in en önemli oyuncusu olacak, yani ne zaman transfer teklifi alsa bu statüsü değişmeyecek kanımca, karar verirken bunu da dikkate alması gerekiyor. Arsenal'de kalsa da konsantrasyonunu kaybedeceğini zannetmiyorum, beni göndermediniz oynamıyorum diyecek bir oyuncu karakteri asla olmadı. Sözleşmesinin bitmesini beklemek de bir opsiyon belki ama bundan hem Arsenal hem Barcelona büyük zarar görür.

Tek çözüm bu seneyi de es geçip, sözümüzü tuttuk kozunu oynamaktır Barça adına, en azından önümüzdeki yıl için bir şansları olur.

Real Madrid için hep söylenen bir söz var, Barça'yı yıkmak için daha önce olduğu gibi -hain Figo- Barça'dan bir oyuncu transfer etmenin işleri çok kolaylaştıracağı. Cesc Barcelona'nın oyuncusu sayılır her halükarda ve bu anlamda öldürücü bir karşı hamle gibi gözükebilir Barça için. Cesc Madrid'e gider mi, sanmam.

Madrid'in Jose'yi getirmesi ne kadar doğru, ne kadar yanlış bekleyip göreceğiz. İki bakış açısı var ciddiye alınması gereken. Real Madrid dünyanın en iyi teknik adamlarından birini, belki de en iyisini takımın başına getirdi. Bu adam Barça'yı eleyebiliyor, Messi takımlarına gol atamıyor, evinde hiç yenilmiyor ve psikoloji konusunda uzman. Bunlarda hiç şüphe yok, yapı olarak iddialı ve ukala olmayı seven Madrid'e uyacağı da söylenebilir.

Diğer bakış açısıysa bu tercihin Barça'ya etkileri. 2 yılda 7 kupa kazanan Pep'in takımının ikinci yıl konsantrasyonunun ve performansının ilk yıl kadar heyecan verici olduğunu söylemek zordu. Bu sebeple Şampiyonlar Ligi'nden ve Kral Kupası'ndan elendiler. Ellerinde tek kalan ligi de konsantrasyon sağlayınca kazandılar. Villareal ve Sevilla maçlarına bakın, hatta Bernabeu'ye gidelim, Barcelona'nın zihninin tamamen bir alana kanalize olduğunda neler yapabileceğini özetleyen oyunlar ve sonuçlar vardı. Üstelik Iniesta, Henry ve Eto'o etkisi de yoktu. Şimdi sürekli Wembley sözleri var ve bu motivasyon onları kanımca Şampiyonlar Ligi Finali'ne yine taşıyacaktır. Bu esnada ligde tökezlemelerini beklemek doğaldı ancak Madrid tam da Barcelona'nın rekabet etmek ve intikam almak isteyeceği tek adamı getirdi, bu da Barcelona'nın avantajı. Çok yoğun bir konsantrasyon sağlayacaklardır yeniden lige ve Jose'nin gelişi söylemlere hemen yansıdı. Iniesta ve Villa'nın da olacağı düşünülünce Real Madrid belki de Jose'siz kazanacağı ligi Jose'yle ateşe attı.

Zaman kayıt altına alacak, arşivleyecek.



Tekrar Cesc'e dönersem, onun gelmesi, takıma etkisi hakkında neler düşündüğümü çoğu kez dile getirdim, tekrara girmek de istemiyorum, eski yazılardan bir kaç alıntı yapayım;

Pep bu yıl, klasik 4 – 3 – 3 'ten farklı olarak 4 – 2 – 3 – 1 sistemini de oturtmaya çalıştı. Yeri geldiğinde takım bu düzene de geçebilmeliydi onun düşüncesine göre. Klasik 4 – 3 – 3 'ün diğer sistemlerden farkı sahaya matematiksel olarak en dengeli dağılımı sunmasından kaynaklanıyor. Futbol sahasını 9 eşit parçaya böldüğünüzde bu yerleşim, bütün bu 9 alanı parselleyerek oynamak üzerine kurulu, 4 – 4 – 2 ya da diğer yerleşimler mutlaka 9 parçadan en az birini dolduramıyor. Tüm bunlara karşın Barça'nın yerden, kısa paslara dayanan, topa sahip olmayı amaç edinen, sabırla top çevirip, üçüncü bölgede konuşlandıktan sonra belirli set hücumlarıyla gol girişiminde bulunan düzeni aslında herhangi bir dizilimden bağımsız şekilleniyor. Barça sahaya nasıl yerleşirse yerleşsin önemli olan bu felsefe. Zaten savunmanın merkezinden topla çıkışlar, iç içe geçen savunma ve orta saha bütünlüğü, yer değişkenliği gösteren -bazen aynı kanatta kalıyorlar pozisyon gereği- hücum hattı gibi durumlar yerleşimi tamamen belli bir şablondan çıkarıyor.

Barça biraz da buna güvenerek Ibra ve Villa'yı hücumda birlikte oynatabilir, tıpkı İspanya'nın Euro 2008'de şampiyon olurken Villa'yı Torres ile birlikte oynatması gibi. Arkalarında Xavi, Iniesta, Silva üçlüsü, bu üçlünün ardında da Senna vardı. 4 – 1 – 3 – 2 gibi bir yerleşim.

İlginç bir veri sunacağım şimdi, doğru analiz açısından. Fabregas turnuva boyunca daimi yedek ve Villa final maçında yerini Fabregas'a bıraktı. Her maçı iki forvetle oynayan Aragones, finali Torres önde tek, arkasında Iniesta Xavi Fabregas Silva dörtlüsüyle kazandı. En önemli maç Villa yedeğe yollandı, yerleşim gereği. Bu da yardımcı oyuncu olmasının bedeli, modern futbolun Villa'yla değil Torres'le beslenmesinin sonucu. Barça bu sıkıntıyla karşı karşıya gelecektir eğer Ibra kalacaksa. Bu denli bonservis ödenip transfer edilmiş iki oyuncunun sürekli kenarda beklemesi pek olası değil, baskı olacaktır.

Barça klasik 4 – 3 – 3 'ünden vazgeçip İspanya modeline dönebilir bu durumda. Torres pozisyonunda Ibra yanında Villa, arkalarında Messi Xavi Iniesta ve ön süpürücü Sergio ya da Toure. Pep, böyle bir formasyonu, oynatma zorunluluğu kaynaklı kullanabilir ya da Ibra'yı Henry gibi solda oynatmayı deneyebilir klasik 4 – 3 – 3 'te, yani 6 kupa kazanılan yerleşimde. Ibra'nın bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğine ancak sahada görüp karar verilebilir, teorik düşünce yetersiz kalacaktır, daha önce böyle bir role soyunmadığı için.

Bir yere kadar bu İspanya modeli de Barça'nın oyun felsefesini, akışkanlığını bozmayabilir. Ancak Barça'yı bekleyen çok ama çok büyük bir tehlike var, o da Cesc'in transferi halinde ön süpürücüden vazgeçme fantezisi. Los Galacticos'un da zamanında düştüğü yanlış da denebilir, Makalele etkisi.

İspanya'nın yaptığı gibi Cesc'in takıma girmesi, Torres ya da Villa'dan birinin kenara gelmesi demektir, futbol doğrusu olarak. Bu da haliyle tek forvete daha uygun olan Torres değil, Villa olmuştur. Barcelona'da benzer durum vuku bulacaktır. 4 – 1 – 3 – 2 'den yumuşak bir geçişle 4 – 1 – 4 – 1 'e yol alınacak. Messi Xavi Cesc Iniesta, önlerinde Ibra ya da Villa tercihi ortaya çıkacaktır. Bu da her maç Cesc, Villa ve Ibra'dan birinin yedek oturma zorunluluğudur ki bu çok lüks kaçar, huzursuzluk yaratır, sorun oluşturur.

Makalele etkisi neden önemli? Yani 4 – 4 – 2 düşünülüp, ön süpürücüyü yok eden ve merkezde Xavi Cesc'in box to box özelliğine, bunun yanında topa daha çok sahip olmaya güvenen sistem neden intihar olabilir buna da değinelim. Messi Xavi Cesc Iniesta dörtlüsünün önünde Ibra Villa ikilisinin kullanılması olasılığından. Barça gibi topa sahip olan takımların oyunda dominasyonunu sağlayan ana etkenlerden biri, dönen topu çabuk kazanıp, ataklarını yeniden ve zaman kaybetmeden olgunlaştırmaları. Dönen topları kazanan da ön süpürücü ya da merkez savunmacılar oluyor özellikle Barça'da. Eğer Messi vs. total savunmada yorulursa hücum verimliliği azalacaktır, dönen topu kazanamayan ya da geç kazanan takım, topa daha az sahip olacak ve felsefesine en tahrip edici zararı verecektir.

Barça Cesc'i transfer ederken Xavi'nin yaşlanmasını da dikkate alıyor ancak takımın ritmini ve yerleşim şeklini kesinlikle sekteye uğratmamalılar. Ibra'nın gitmesi bir çözüm. Cesc de gelir, üstüne bir de Toure giderse facia kaçınılmaz olabilir. Txiki, Pep ve Cruyff bu nokta üzerinde mutlaka duruyorlardır, durmalılar da.

Villa ve olası Fabregas transferine Ibra'dan sonra daha bir temkinli ve yerleşim, görev olasılıkları üzerinden bakmaya çalıştım. Dünya Kupası farklı olasılıklar için referans olacaktır Pep'e.

Gerçeklikten biraz uzaklaşıp bir de fantezi yapalım;

1 Valdes 2 Alves 3 Pique 4 Cesc 5 Puyol 6 Xavi 7 Villa 8 Iniesta 9 Ibra 10 Messi ... Aklım almıyor!
Guardiola formasını Cesc'e teslim etmeyi bekliyor olsa gerek!

2 Haziran 2010

A. Eren Loğoğlu

Hiç yorum yok: